Psikoz Müzik’le ‘‘Türkçe Rap’’ Üzerine

Alper Şahin
Psikoz Müzik’le ‘‘Türkçe Rap’’ Üzerine

Kimi sözcükler vardır ki, sadece sözlük anlamıyla tanımlamaya kalksak, içeriğinde değinmediğimiz birkaç husus kalır muhakkak. Bu gibi sözcükleri tanımlayabilmek için içselleştirmek ve ‘‘öznel’’ olmasına aldırmadan kavramsallaştırmak gerekir.

Mesela ‘‘mahalle’’ sözcüğü, yaşam alanını oluşturan ufak birimlerin her biri anlamı taşımasından ziyade; müşterek sevinç ve keder sahibi insanların oluşturduğu, soyut hudutların çevrelediği ve o hududun içerisindeki somut mesafelerin uzunluğuna rağmen tüm sakinlerinin aslında birbirine yakın olduğu bir paylaşım alanını ifade eder. Bu tanımlamadan sonra benim mahallemin, yerel yönetimce çizilmiş hudutların çok daha ötesini; hatta gönlümün mücerret uçlarının dokunduğu her yeri kapsadığını söylemem mümkündür.

Kimi zaman altını çizerek okuduğum bir pasajda, kimi zaman da duymayı sabırsızlıkla beklediğim bir şarkı sözünde yeni bir komşu edinirim. Çünkü tükettiğim o eserin sahibiyle müşterek şeyler hissettiğimizi anlarım. Yakın zamanda keşfettiğim bir müzik grubunun eserlerini dinledikten hemen sonra, ‘‘Bunlar da bizim mahallenin çocukları,’’ derken kastettiğim tam olarak buydu.

Psikoz Müzik, on bir sıkı arkadaşın meydana getirdiği, rap müzik üreten bir oluşum. Bünyesinde hem master of ceremonies (MC) hem de beatmakerların yer aldığı, şarkı sözünden aranjeye kadar tüm prodüksiyon işlemlerini bizzat halleden, deyim yerindeyse kendi göbeğini kendi kesen bir müzik grubu.

Ekibin beş üyesiyle -Reup, Şehza, Kolibri, Sefa Berke ve Press ile- rap müziğin Türkiye’deki görünümü ve Psikoz Müzik üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bu ekip nasıl bir araya geldi? Nasıl bir arada kaldı?

Şehza: Aslında hem okumak hem de çalışmak durumunda kaldığım için müziği bırakmaya karar vermiştim. Zor bir süreçti benim için. Bir gün Sefa Berke müzik yapmak istediğini söylemek için yanıma geldi. Ben onu isteğinden vazgeçirmeye çalışırken, o beni kararımdan caydırdı. Birlikte bir albüm yaptık. Baktık ki dinleyicimiz var, üretmeye devam ettik. Press de o zaman aramıza katıldı. Sonra Reup’la bir düet yaptık. O sıra Japonya’daydı o. Türkiye’ye dönmek istediğini, çalışmalarına burada devam etmek istediğini söyledi. Psikoz Müzik bu şekilde toplandı. Şu an on bir kişiyiz.

Kolibri: Bu ekibe dâhil olan herkes bir diğerinin eksiğini kapatıyor. Dolayısıyla hepimiz birbirimizden farklı yeteneklere sahibiz. Yeri geldiğinde diğerinin ihtiyacı doğrultusunda kendi yeteneğimizi sergiliyoruz. Bu yüzden de ekstra çaba sarf etmek durumunda kalmadan işimize odaklanabiliyoruz. Bizi bir arada tutan şey de bu.

Ekibin adını nereden esinlendiniz?

Şehza: Ekip kurulmadan önce bireysel olarak müzik üretiyordum. Evimin bir odasını stüdyoya çevirmiştim. ‘‘Psikoz Records’’ adını vermiştim oraya da. Bir dizi ruh ve sinir hastalığının tümüne verilen isimdir psikoz. Ekibi topladıktan sonra gördük ki, hepimizin kafası biraz kırık. Öyle olunca da ‘‘Psikoz Müzik’’ adıyla devam etme kararı aldık. Aramızda da şakalaşırız, burası müzik stüdyosu değil, rehabilitasyon merkezi, diye.

Ekibe öncülük eden biri var mı?

Reup: Ekibe öncülük eden kişi benim ama kararları hep birlikte alıyoruz. Daha tecrübeli olduğum için, prodüksiyon kısmını daha iyi bildiğim için ekibi de yönlendirebiliyorum. Bundan dolayı arkadaşlar liderliğe beni uygun buldular.

Yaptığınız müzik kimlere hitap ediyor? Müzik piyasası içerisinde tuttuğunuz bir köşe var mı?

Reup: Youtube’da izlenme istatistiklerimizi düzenli inceliyoruz. Daha çok 18 – 24 yaş arasındaki kitle bizi dinliyor. Bu analizden bağımsız olarak diyebilirim ki, biz underground’ı temsil ediyoruz. Müzik piyasasına baktığımızda, bu tarz müzik yapmaya devam eden çok az isim kaldığını söyleyebiliriz.

Kolibri: Hem de o isimler bizim gibi değiller. Onlar ünlenme kaygısı taşıyorken, bizim önceliğimiz içimizdeki düzeni korumak. Biz kimseyle değil, kendimizle yarışıyoruz.

Müziklerinizle örnek teşkil ettiğinizi düşünüyor musunuz?

Reup: Evet, örnek teşkil ediyoruz. Yaşıtlarımızın uyuşturucu kullandığını, suça meylettiğini, eğitime önem vermediğini görüyoruz. Bu durum pek hoşumuza gitmiyor. Biz müzik üretiyoruz ve yaşıtlarımızı da bunu yapmaları için teşvik ediyoruz. Çünkü sanatla uğraşması insanı eğitiyor, toparlıyor. Mesela müzik beni deşarj ediyor. Eğer böyle bir etkisi olmasaydı şiddete meylederdim. Çünkü böyle biri olmak için elverişli bir hayatım var.

Peki, toplumu yönlendirecek kabiliyeti kendinizde görüyor musunuz?

Kolibri: Henüz çok ufak bir kesime etki edebiliyoruz. Açıkçası müzik üreterek toplumu yönlendirebileceğimize ya da düzeni değiştirebileceğimize inanmıyoruz. Çünkü çok daha ünlü, çok daha iyi rapçilerin, düzeni değiştirmek adına yol katettiklerini gördük ama hiçbiri durumu değiştirmekten öteye geçemedi.

Rap müziğin revaçta olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Reup: Rapin Türkiye’de bu denli revaçta olmasındaki en büyük etken, youtuberların kendi aralarında dissleşmesi. Çünkü onları takip eden küçük yaştaki kitle, onlar sayesinde rap müziğin ritmini keşfetti ve daha sonrasında hakiki rapçileri tanıyıp dinlemeye başladılar.

Kolibri: Zaten rapin içinde patlamaya hazır bir bomba vardı. ABD’de yaklaşık 35 yıldır, Almanya’da yaklaşık 20 yıldır main stream durumda rap. Türkiye’de de bu duruma gelmesi kaçınılmazdı. Youtuberların rap yapmaya başlamışıyla popülaritesi daha yüksek konulara eğilen müzikler yapılmaya başladı ve bu konuların birçoğu ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor. Açıkçası rap müziğin şu anki görünümüyle kalıcı olacağına inanmıyorum.

Şehza: Rapin revaçta olması, müziğin özgür alanını da kısıtladı. Çünkü insanlar bu müziğe odaklandıla, rap müzik odak olmaya hazırdı ama rapçiler değildi. Bu yüzden birçok rapçi yargılandı, hatta hapis yattı.

Az önce ‘‘hakiki rapçi’’ diye bir ifade kullanıldı. ‘‘Hakiki rapçi’’ nasıl olmalıdır? Açıkçası bu konuda müşterek görüşünüzün olup olmadığını merak ediyorum.

Sefa Berke: Bu soruya ortak yanıt veremeyeceğiz sanırım. Bana göre rapçinin eserleri göz önünde bulundurulmalı. Karakteri kötü diye müziğini dinlemezlik edemem.

Şehza: Korkusuz ve gerçekçi olmalı.

Kolibri: Karakteri ile müziği bütün olmalı.

Türkiye’de rap müzik özgün bir şekilde üretiliyor mu?

Reup: Ne yazık ki özgün değiliz. Türkiye’de üretilen rap müziğe baktığımızda, Amerikanvari konulara değinildiğini görüyoruz. Onların müziğini dinleyerek Türkçe Rap’i kurgulamaya çalışıyorlar.

Kolibri: Şu an müzik dijitalleşmiş durumda. O müzikten bir ses kırpayım, diğerinden başka bir ses… sonra bunları birleştirip yeni bir müzik üreteyim durumu var. Bu yüzden Türkiye’de rap özgün bir biçimde yapılmıyor. Sadece sesler, tınılar değil; aynı zamanda değinilen konular da özgün değil. Biz Ortadoğu’da yaşayan bir halkız ve Ortadoğu’nun problemi, küresel problemin yarısından çoğunu kapsıyor. Üstelik Ortadoğu’da olmayan ülkelerin bu coğrafyada bulunmak istemesinden kaynaklanıyor bu problemler. Eğer biz başından beri müziklerimizde bu konudan bahsetseydik belki de problemi çözmenin eşiğine gelmiş olacaktık. Fakat biz değinecek bu kadar husus varken ısrarla Amerikanvari konuları ele alıyoruz. Sanki aynı sıkıntılar bizim coğrafyamızda da varmış gibi dinleyiciye aktarıyoruz.

Diğer müzik türlerine baktığımızda bir otoritenin varlığından söz edebiliriz. Fakat rap müzik için bir otorite söz konusu değil. Bu yüzden de iyi rap-kötü rap ayırımı yapılamıyor. Siz rap müzikte kaliteyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Reup: Lirikalitesi düşük ama müzikalitesi yüksek olan parçalar daha çok dinleniyor. Sonuçta müziğin de bir piyasası var ve kapitalizmin esasları burada da geçerli. Müzikalitesi düşük ama lirikalitesi yüksek olan parçalara hakkının teslim edilmediğini düşünüyorum.

Kolibri: Hülya Avşar, ‘‘Tek bir müziğin üzerinde sadece sözler değişiyor,’’ dediğinde, Ceza’nın ona bir yanıtı olmuştu: ‘‘Bizim anlattığımız şeyler var. Mesela sizin dinlediğiniz şarkılarda da müzikler değişiyor ama sözler aynı kalıyor,’’ diye. Dolayısıyla kaliteli rap parçasında lirikalitenin ön planda olması gerekir. Rap müziğin doğasında lirikalite vardır.

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
7 kullanıcı tepki verdi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Kuş Cinsiyle Uçar
  • MART 12, 2019
  • 738 görüntülenme
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.