Günlerden Yâdigâr

Şule KAYAN
Günlerden Yâdigâr

“Göklerden emeller gibi rîzân oluyor kar,
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar.”

Uzun zamandır beklediği kar nihayet düşmüştü şehre. Ali, kendini mağlup eden düşünceleriyle yol almaktaydı. Zihnini işgal eden bu kadar düşünce varken bu şehir hiç mi hiç çekilmezdi sonuçta. Kalabalığın, beşeri perişan bırakan gürültüsünü sanki Ali için yutmuştu bu beyaz efsûn. Bu sessizlik… Gökten ağan bu beyaz kristaller ne kadar da mukaddes bir hâl almıştı. Henüz buralara geleli çok olmamıştı. İçinde hep bir alışamama tasasıyla yaşamaktaydı. “Ben, bağrına yaslanıp şefkat beklesem yüzünü buruşturup bırakır.” diye içlenirdi bu şehre her defasında. Uzun uzun yürümeyi çok severdi. Hem eve gitse ne yapacaktı sanki? Yolu uzattıkça düşünceleri deveran ediyordu. Kardeşi Zehra geldi sonra aklına. Teyzemizin evi de olsa sıkıntı sarmıştır onu bensiz. İş buldum ev de kiraladım. Söz verdiğim gibi artık onu yanıma alma vakti geldi. Hem Zehra gelirse bir nebze de olsa diner yalnızlığım, iri siyah gözleriyle gülümsese yeter diye düşünürken eve yaklaştığını fark etti. İleride içi eşya dolu bir kamyon görünüyordu. Kuvvetle muhtemel karşı daireye yeni birileri taşınmaktaydı. Merdivenleri çıktı, karşı dairenin kapısının açık olduğunu gördü. Biraz yaklaştı, bir ihtimal karşıma biri çıkar diye bekledi ama nafile. İçeriden karton seslerinin dışında pek bir ses gelmiyordu. Yavaş yavaş kendi kapısına yöneldi. Kapıyı açıp evine girmek üzereyken arkasından biri “Merhaba!” diye seslendi. Ali sese döndüğünde gür siyah saçlı, beyaz ve temiz yüzlü, iyi giyimli bir adamın ela gözleriyle kendine tebbessüm ettiğini gördü.
Saat epeyce geç olmuştu. Gece karanlığını yaymıştı şehre. Kar yalnızca sokak lambalarının altında, ağır ve ince süzülüşünü gösteriyordu. Ali, kendini yatağa attığında ne kadar yorulduğunu henüz fark etti. Yeni komşusunun kendi gibi çeyrek asrı devirir yaşlarda olmasına sevinmişti. Belki de iki iyi arkadaş olurlardı. Ya daha öncekiler gibi … Duraksadı bir an. Daha önceki komşularının yüzünü bile hatırlamakta zorlandığını fark etti. Doğru düzgün muhabbetleri mi olmuştu sanki? Bu sefer farklı olacağına inanmak istiyordu. Evet evet bu sefer… Nihayetinde ertesi gün erken uyanması gerektiğini hatırlayarak düşüncelerine bir son vermeye çalıştı, gece ve odanın sessiz ahengine dalıp göz kapaklarını düşürüverdi.
Güneş doğmuştu. Sabahın parlak okları Ali’nin gözlerine saplanıyor, göz kapaklarını kaldırmasına mâni oluyordu. Yatağın üzerinde biraz oyalandıktan sonra zor olsa da dineldi. Kahvaltısını yapıp işe gitmek için evden çıktı. Yol boyunca etrafındaki insanları temâşâ ederdi. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Saatler hiç durmuyor, biri diğerinden pek farklı olmayan günler hızla akıp gidiyordu. Koşuşturmanın içine sürüklenmiş insanlar vakitlerinin nasıl geçtiğini anlamıyorlardı. Yanlarından böyle film şeridi gibi geçip gittiğimiz bu insanlarda kim bilir ne hikâyeler saklıdır ancak kimse bir diğerinin hikâyesine kulak kesilmek istemiyor, şu savruk kalabalığın içinde kimse bir diğerinin yüzüne bakmıyordu. Gördükleri daha önce okuduğu bir kitaba götürdü onu “Hepimiz her şeyden ve herkese karşı sorumluyuz; fakat ben diğer herkesten daha fazla sorumluyum.” diyordu Alyoşa Karamazov. Özellikle dikkatini çekmişti bu satırlar, belki de insanlar bu yüzden birbirinin yüzüne bakmıyordu. Böylece içlerindeki sorumluluk duygusunu, filizlenmeden söküp atmaya çalışıyorlardı. Yine düşündükçe deveran ediyordu düşünceler ve Ali soğuk havada üşüdüğünü bile fark etmediği dalgınlığıyla yol alıyordu.

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
0 kullanıcı tepki verdi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Gayya Kuyusunda Aşk
  • AĞUSTOS 23, 2020
  • 149 görüntülenme
 
Toprak
  • HAZİRAN 20, 2020
  • 194 görüntülenme
7 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.
Nevin
2 sene önce

Etkileyici tasvirler ve insanı sürükleyen bir olay akışı.

    Şule Kayan
    2 sene önce

    Teşekkür ederim.

Raziye
2 sene önce

Ahh Ali!
Gözünüzü kapatın,bırakın sözcükler sürüklesin sizi Ali’nin izinde..

    Şule Kayan
    2 sene önce

    Teşekkür ederim.

Raziye Mert
2 sene önce

Ahh Ali!
Sözcüklere bırakın kendinizi ve Ali’nin peşi sıra sürüklenişinizi izleyin..

Sebile
2 sene önce

Hayatın gerçekçiliğini çok iyi hikayeleştirmişsiniz.

    Şule Kayan
    2 sene önce

    Teşekkür ederim:)

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.