Ünlü Olmanın Maydanozluğu

Soner ATAİBİŞ
Ünlü Olmanın Maydanozluğu

İnsan, herhangi bir konuda yetenekli olabilir, ihtisas yapabilir. Lâkin hem yazılı, hem de görsel medyanın çıkarı doğrultusunda deveyi pire, pireyi deve göstermek gibi mahareti sonucunda üne kavuşan insanlarda, her mevzuya salça olmak gibi bir istidat gelişiyor. Hemen her şeyi gerçekleştirebileceklerine inanıyorlar. Yeter ki ünlü olsunlar. Artık İsviçre çakısı misâli her haltı yapabileceklerine inanıyorlar. Şarkı söylüyorlar, oyunculuk yapıyorlar, yönetmen oluyorlar, siyasete girip devlet yönetiyorlar, şiir yazıyorlar vs. birçok şey oluyorlar.
Meselâ; coğrafyamızın griliğine inat, altın sarısı saçları, akça pakça simâsıyla bir nergis gibi doğan Tilki kızımız, ses yeteneği ve hepimizin hipnotize edilmiş gibi dikkat kesildiği aptal kutusu sayesinde hak ettiği üne çocuk yaşta kavuşuyor. Henüz on altı yaşındayken, otuz üç yaşında biriyle aşk yaşamaya başlıyor. Çocuk istismarı hassasiyetini bir kenara bırakan başta ailesi olmak üzere, yapımcıların, prodüktörlerin ve magazincilerin, banka hesaplarını bi’ güzel şişiriyor. Derken, ‘’Türkiye’de her üç kişiden dördü şairdir.’’ ironisinin haklılığına şahitlik eden bir haber görüyoruz: ‘’Tilki, şiir kitabı çıkarıyor.’’ başlığı ile yüzyıllardır hasretle beklediğimiz mucize müjdeleniyor. Doğumundan beri olağanüstü özellikleriyle dikkati çeken Tilki, yine yeni bir mucizeyle çıkıyor karşımıza. Şaşırıyor muyuz? Tabi ki hayır! Gülüyoruz ağlanacak hâlimize.
Edebî kaygıyı paranın çekiciliğine feda eden bir yayınevi, dokunduğu her şeyi altına çeviren bir orta çağ simyacısı olarak gördüğü Tilki’nin ünü sayesinde kasasını şişirmeye hazırlanırken, bizler de böylece, İsmet Özel’in neden şiir yazmayı bıraktığını daha iyi anlamış bulunuyoruz.
Bazılarımız, ‘’Belki güzel şiir yazıyordur, olamaz mı?’’ diye düşünebilir. Polyanna’ya bile fazla gelecek bu iyimser düşünce benim de aklıma gelmedi değil elbet. ‘’Olabilir.’’ diye düşündüm, ama sonra bir ödül töreninde yaptığı konuşmaya tanık olduğumda bu düşüncemden bile ar ettim. Neyse, konumuz güneş saçlı yıldızımız değil, ünlü olmanın maydanozluğudur.
Fuzûli kimdir diye sorsan, meleklerden biri diye cevap verecek; Şehriyar desen, güneyin leziz yemeklerinden biri sanacak; Bâki’den söz açsan ‘’Fotosu var mı, bi’ bakiyim.’’ diyecek; Dadaloğlu’ndan bahsetsen, belki eski bir siyasetçiyi anımsayacak ve Türkçe bilgisi anaokulu seviyesini geçmeyecek insanların, sırf ünlü -nasıl olsa çok satar- diye şiir vs. yazması kanunen yasaklanmalıdır arkadaş! Önüne çıkan her güzelliği yasaklayan, günah sayan otoriteler, bu edebiyat zinasını da derhal recmetmelidir. ‘’Ne bulursan oku.’’ diye öğüt verenlerin dili kesilmeli; yoksulun gecekondusunu yıkarak günaha batan resmi dozerler, ‘’ne bulursa basan’’ açgözlü yayınevlerini yıkarak ara sıra sevaba girmeyi de ihmâl etmemelidirler.
Aksi hâlde öteki âlemde Nâzım Hikmet, dayanamayıp tırnağıyla dişiyle bizi rüsva edecek; Necip Fazıl, daha fazla bekleyemeyip taze ölümüze tükürecek; Dilaver Cebeci, toplayıp çadırını terk-i diyar edecektir.

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
0 kullanıcı tepki verdi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Dağıldık
  • MAYIS 11, 2020
  • 58 görüntülenme
1 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.
Servet
1 sene önce

Soner Abi kalemine sağlık . Çok güzel yazı olmuş .

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.