Bekliyorum, Beni Bağışla

Bekliyorum, Beni Bağışla

 

Bir gün baksam ki gelmişsin; 
ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm,
benim olmuş dünyalar…

Yavuz Bülent Bakiler

 

Biliyorum, sevda kültürümüzde âşık beklemez maşukunu. O’na ulaşmak için canhıraş didinir durur; çöller aşar, dağlar deler, deli divane olur peşinde. Bu, âşığın mahareti değil, görevidir. O’nun için yanıp tutuştuğunu görmesini, aşkına karşılık vermesini ister elbet ama beklemez. Küsmek kırılmak ne haddine, sitem bile etmez. Zira naz maşukun, çile âşığın pâyesidir.

Lâkin ben, gözleri yolda, kulağı seste, yüreği korda bekliyorum seni sevgilim. Hangi çölü aşmalı, hangi dağı delmeli, hangi ateşi kucaklamalı bilemiyorum. Ne ayak izinle bayramlaşan diyarı tanıyorum, ne saçlarınla kucaklaşan rüzgârı; ne ışığını çehrenden alan güneşe âşinayım, ne de sesine… Bilsem nerede olduğunu, bir umut yollarına düşerdim. Tutup yüreğimin elinden, sürüyerek gelirdim. Bir nefes essen yüce İda Dağından, bilirdim teninin kokusunu. Ve Zümrüdüanka’nın kanadına tutunarak gelirdim. Vay ki, beni sana yetirecek bir yol bilmiyorum, bağışla…

 – Mesela diyorum, hani olmaz ya – çıkıp gelsen bir seher vakti ya da dönülmez bir akşamın ufkunda gölgeni görsem, çocuklar gibi sevinirim. Şâirin dediği gibi, “sana ellerimden alkış, içimden dilekler, bahçemde yollarına çiçekler…” Yeter ki, ışığından bir katre lûtfet; her nazını nimet sayarım, her gözden sakınır, her bendeden kıskanırım. Fıtratımdan kaçamam sevgilim; bende, âşıklık istidadı var.

Öğütlenmiş sevda kültüründen ya da yürek mayamdan olsa gerek, seni aradım her yerde, her nefeste. “Bilmem bizi ne civara yazmışlar” inleyişindeki belirsizlikten bir vuslat umudu aldım. Hayâline türküler söyledim, şiirler yazdım. Sen sanıp açtım yüreğimi olmazlara. Toprağı öptüğünde alnım, teslimiyetin huzuruyla hep seni andım. Her yıldız kaydığında seni dilekledim arşı âlâya. Her sabah senin için açtım penceremi, gönül yurdunu açar gibi. Ve her güzeli sen diye sevdim, hakkıyla. Lâkin hep bir hayâl kırıklığı; her kibrit ateşini güneş sanmaktan yıldım sevgilim. İşte böyle geldim şâirin, yolun yarısı dediği bu yılgınlık çağına. Üzgünüm, beni bağışla…

Sen, şimdi benden uzakta, benden bîhaber, hangi diyarda cenneti yaşatıyorsun sevgilim. Ben, yokluğunun ateşiyle tüterken, varlığınla hangi yürekleri şâd ediyorsun.

Demem o ki, her şey menfî görünüyor; içimde bir ferağ var. Ne tutmaya bir dal, ne güvenmeye bir dağ var. Kaldım böyle esfel-i sâfilînde. Beklemekten başka çarem yok, beni bağışla…

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
0 kullanıcı tepki verdi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
Orhan Veli: Yalnız Seni Arıyorum
  • EYLÜL 20, 2019
  • 25 görüntülenme
 
Leyl û Nehar
  • EYLÜL 19, 2019
  • 36 görüntülenme
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.